top of page

Son değil, en son çaredir BOŞANMAK

Evlenmek gibi boşanmak da tabii bir hak. Ancak küçük sıkıntılara katlanmadan boşanmayı düşünmek bize verilen bu ruhsatı suiistimal anlamına geliyor. Prof. Dr. Muhit Mert, boşanma hukukunu düzenleyen Talak Sûresi'ni ve bu konudaki Kur'anî düsturları hayatımıza taşımamızı öneriyor.


Başrollerinde Adile Naşit ve Münir Özkul'un rol aldığı ‘Neşeli Günler' filmi, çiftin turşu suyu sebebiyle yaptığı hararetli tartışmayla başlar. Sonrasında kavga, dövüş ve ayrılık… Altı çocuk, anne-baba arasında paylaşılır. Gel zaman git zaman çocuklar büyür, kardeşlerin yolları bir şekilde kesişir. Anne-babayı barıştırmak isteyen çocuklar, boşanma sebebini sorunca çift hatırlayamaz bile. Günümüzde turşu suyundan sebeplerle boşanan var mı bilinmez ama bazı boşanma gerekçeleri ‘yok artık' dedirtiyor.


Örneğin balayının üçüncü gününde takı meselesi yüzünden şiddetli bir tartışmaya tutulan çift apar topar dönüp boşanma davası açıyor. “Kocam bana yakışmıyor.” deyip dava açan da var, “Karımı beğenmiyorum.” diyen de... Boşanma kararı vermekle iş bitmiyor, sonrası epey sancılı, hele çocuk varsa… “Çocuğun yüzünü göremezsin bir daha.” diye tehdit eden hanımlar, eşine nafaka ödememek için her türlü yola başvuran beyler, süreci bir intikam silsilesine dönüştürüyor.


‘Olmazsa boşanırım' diyerek evlenilmez


İlahiyat profesörü Muhit Mert, hızlı tüketim kültürünün evliliklere de yansıdığını düşünüyor. Mert'e göre ‘kullan at' veya ‘olmazsa boşanırım' mantığıyla yapılan evliliklerin sayısı artıyor. ‘Güzel, yakışıklı, alımlı, zeki, hamarat, ahlâklı olsun…' derken onlarca kriter sıralanıyor. Beklentiler yüksek, hayaller de bu beklentiler üzerine inşa ediliyor. Herkes mükemmel birini tasavvur ediyor. Evlendikten sonra bakılıyor ki bu kişi o tasavvurla uyuşmuyor, bir süre sonra kurtulma hissi ağır basıyor ve boşanma yoluna adım atılıyor. Mert, evlilik öncesinde kişilerin bir maske taktığını da hatırlatıyor. Maskeler düştükçe “Ben seni tanıyamamışım.” cümleleri havada uçuşuyor ve evlilik çıkmaza giriyor. Yüzlerce boşanma sebebi sıralanabilir. Fakat İslâm'ın evlilik birliğine bakışını hatırdan çıkarmamak gerekiyor.


Talak Sûresi, boşanma hukukunu düzenliyor


Abdullah ibn Mesud, içeriğinden dolayı bu sûreyi ‘Kısa Nisâ Sûresi' (Sûretu'n-Nisai'l-Kusrâ') diye isimlendiriyor. Zira Talak Sûresi'nde de Nisa Sûresi'nde olduğu gibi kadın haklarından bahsediliyor. 12 ayeti bulunan Talak Sûresi, boşanma konusunda kadın ve erkeğin yükümlülüklerine dair çok net emirler içeriyor. Müfessirlere göre Talak Sûresi'nin iki amacı var: Birincisi, boşanan kadının mağdur olmasını önlemek ve güçsüz olanı güçlünün zulmüne karşı korumak. İkincisi, boşanma iddetiyle hem nesil emniyetini temin etmek hem de boşananlara yönelik muhtemel bir iftirayı önlemek.


Sûre, ‘boşama/boşanma' anlamına gelen ‘talak' ismini ilk ayetinden alıyor: “Ey Nebi! Kadınlarınızı boşamak (istediğinizde) onları bekleme sürelerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın. Rabb'iniz olan Allah'tan korkun.” Burada mümin erkeğe boşama yetkisi verilse de kadının hak ve hukukunu koruması emrediliyor ve bunun Allah'a karşı bir sorumluluk olduğu ifade buyruluyor. İkinci ve üçüncü ayetlerde boşanma dolayısıyla darda kalanlara müjde veriliyor: “Kim Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa O, onun için bir kapı aralar ve hiç beklemediği yerden onu rızıklandırır.”


Dördüncü ve beşinci ayetler, boşanan kadınların yeniden evlenmek için beklemeleri gereken süre anlamına gelen ‘iddet' meselesinden bahsediyor. Bu süreçte kadının yaşayacağı mağduriyetlerin önüne geçiliyor. Zira kimisi bu yolla eski karısından öç alırdı, kimisi ona karşı kocalık sorumluluklarından kurtulmuş olarak onu köle gibi kullanmak isterdi ya da hamilelik ihtimalini bahane ederek yeni yuva kurmasına mani olurdu. Kur'an bu düzenlemede kadının uğradığı haksızlığın önüne geçerek erkeğe takvayı hatırlatıyor.

Kadınların hukukunu koruyan altıncı ayet, tüm muhtevayı yansıtıyor: “(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara ‘darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslâm'a uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.”


Allah'ın en sevmediği helal


Boşanma, Allahu Teala'nın en hoşlanmadığı, şeytanı ise en çok sevindiren helal. Asr-ı saadette yaşanan boşanma hadisesi meseleye ışık tutuyor. Sahabeden Sabit b. Kays'ın eşi, Efendimiz'e (sas) gelip kocasından ayrılmak istediğini söylüyor. Allah Resûlü evliliği sürdürmesinin iyi olacağını ifade buyurunca kadın, “Ey Allah'ın Resûlü, bu evlilik yüzünden dinimin zarar görmesinden korkuyorum.” diyor. Bir süre sonra da boşanıyorlar. Bu olay, şartlar gerektirdiği zaman İslâm dininin boşanma işlemine cevaz verdiğini gösteriyor. Ancak İbnü'l-Hümâm'ın da ifadesiyle, dünya ve ahirette uzantısı devam eden en uzun müessese evlilik ve önemli bir sebep olmadan, nefsin isteklerine uyarak boşanma hadiste de belirtildiği gibi yasak: “Sırf zevk için, -kadın veya koca değiştirmek amacıyla- boşanan kadın veya erkeğe Allah lânet etti.”

en son çaredir BOŞANMAK

en son çaredir BOŞANMAK

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page